Showing posts with label Ana Yemek. Show all posts
Showing posts with label Ana Yemek. Show all posts

Tuesday, August 3, 2010

İçi Peynir Dolu Kabak Ruloları


Neredeyse 1,5 yıl olmuş buranın kapağını açmayalı. Biraz tozlanmış. Her defasında olduğu üzere, mazeretim vardı. Bu blogu öylece bıraktığımda içim kapkaraydı. Şimdi fal bakılan kahve telvesi misali, kenardan açılmaya başladı.

Yukarıda fotoğrafını gördüğünüz yemeği Home TV'den aldım. :) Kabaklar boyuna soyulup yine boyuna incecik dilimleniyor, çok az zeytinyağı eklenmiş ızgara tavasında her yüzü 4'er dakika ızgara ediliyor. Sonra, keçi peyniri ve maydanoz karışımıyla rulo şeklinde sarılıyor. Ben keçi peyniri yerine tulum peyniri kullanıp acıya alışma turlarım gereği bolca pul biber ekledim. Artan içle de kırmızı biber sandalları yaptım.

Koca bir tabağı akşam yemeğinde lüpletirken Shutter Island'ı izledim.

İçi Peynir Dolu Kabak Ruloları bu blogun yeniden dirilişine vesile olur dilerim. Hoşbuldum!

Not: Lakto-ovo vejetaryenler için uygun tariftir.



Wednesday, October 29, 2008

Yeşil Mercimekli Kabak Dolması ile Fırında Mücver


Kabak, yeşil mercimek ve bulgur şu fani dünya üzerinde en çok sevdiğim şeylerden üçüdür. Bugün eski tarif defterlerini karıştırırken "Yeşil Mercimekli Kabak Dolması" diye bir yemek buldum. Dolmanın harcı yeşil mercimek, pirinç ve domatesten oluşuyor, içine bolca dereotu ve maydanoz ekleniyor. Ancak ben, pirinç yerine bulgur tercih ettim ve harcın içine 2 tane havuç rendeleyip nar ekşisi ile pişirdim.



Kabakları oyunca artan içten de anne usulü fırında mücver yaptım. İçleri rendeledikten sonra içine kaşar peyniri, 2 yumurta ve bol dereotu koydum. Beyaz un yerine de tam buğday unu ile kıvam verip fırına verdim. Hafif ve lezzetli bir öğün oldu.

Friday, February 1, 2008

Rum Usulü Közleme ve Soğanlı Ekmek'in Kardeşi


Yukarıda görmüş olduğunuz yemek, İstanbul'un en keyifli lokantalarından biri olan Parsifal'in menüsünde yer alıyor: Rum Usulü Közleme. Parsifal'in tarifinde közlenmiş patlıcan, soğan, sarımsak, çarliston biber, doğranmış domates, zeytinyağı ve biraz tuz var. Benim pişirdiğimin içine ise bir miktar elma sirkesi, kıyılmış dereotu ve kaşığın ucu ile tarçın girdi. Elma sirkesinin verdiği ekşiliğin bu yemeğe çok yakıştığını düşünüyorum.

Bu da dün denediğim Soğanlı Ekmek'in içine bir-iki malzeme eklenmiş kardeşi. Soğanları kavururken içine yarım kaşık kimyon, yarım kaşık da tarçın atıp hamura da kıyılmış dereotu ekledim. Üzerine ise gene zeytinyağı, tarçın veeeeeee çekirdeğinden haince ayırdığım zeytin dilimleri.

Şirince'den gelen 5 şişe şarabın 2.si, yani vişneli olanıyla bu ikisi pek güzel gitti. 1 haftadır yarısına kadar izleyip çeşitli nedenlerle kapattığım In The Mood For Love filminin sonunu getiririm sanırım bu gece. En sevdiğim huylarımdan biri de budur zaten: bir filmi izlemeye başlayıp sonunu getirmeden "pause" tuşuna basmak ve günlerce süründürmek, bir anda tüketmektense, yavaş yavaş sonuca ulaşmak...

Yarın Tania bize yemek pişirecek. Yuvarlak masa şöleni.
Pangaaltı'ndaki mezecilerden biraz topik ve biraz fava benim, içinde sohbet olunacak bir büyük rakı da bir diğerimizin katkısı olacak masaya. Ve daha kimbilir neler? Yasmin Levy'nin "Mano Suave" albümünü hediye götüreceğim arkadaşlarıma.


Hep derim,
ağzınızın tadını biliyorsanız bir Ermeni, bir Rum, bir de Kürt arkadaşınız mutlaka olmalı, ve pek tabi masanın müziğini yapacak ya da en azından seçecek bir dost daha...

Saturday, December 23, 2006



Şu karmakarışık kafamı bir toplayıp olmayan dikkatimi bir noktada yoğunlaştırabilsem derhal bir çocuk eğitim kitabı yazmaya başlayacağım: "Ezgi Fotoşop Öğreniyor" adında. Bilgisayarla alakalı bir kitap olmayacak elbette çünkü fotoşopla haşır neşir 10 yaşındaki bir çocuk benden daha fazla şey biliyordur. Ben kitabımda şiddetin kötü bir davranış biçimi olduğunu kahramanımın fotoşopla uğraşırken sinirlenip monitöre yumruk atmasından sonra elinin acımasının, küfürün kötü birşey olduğunu ise fotoşop bilgisayarı yavaşlatınca ettiği ağza alınmayacak küfürler sonucu bilgisayarın kilitlenmesinin üzerinden anlatacağım. Çok iddialıyım, Madonna çocuk kitabı yazabildiyse ben de yapabilirim gibime geliyor, gerçi Madonna gibi "Confessions" konseri veremiyorum, öyle çok tuhaf itiraflarım da yok zaten.


Gelelim bu akşamki tarifimize sayın bayanlar, aa olur mu ekran başında bizleri izleyen erkek izleyicilerimiz de var, basit bir aritmetik hesaba vurursak eğer 70 milyonun 34 milyon küsürü kadın, kalanı erkek, tabi bu noktada kadın-erkek kavramı cinsiyeti ifade etmekte, akşamın bu saatinde benim geyiklerimi okumaya katlanacak erkek sayısı olsa olsa... 5'tir. Yani nazımın geçtiği, ne kadar şımarsam da umursamayan ve öksürsem dinleyecek erkek sayısı, eh biri zaten babam oluyor. Yemeği kömür yapmadıysam zaten ne pişirsem yemek zorunda zavallıcık. Yani özetle 70 milyon bizi izlemiyor sayın seyirciler. Ondan rahatım.


Yarısını soya kıyması formunda tükettiğim soya etinin kalan 100 gr.'lık kısmı pek güzel mantarla kaynaşabilirdi, kırmızı biber renk verirdi, bol kimyon...az biraz zencefil...biraz pul biber vs.vs. tavada zeytinyağında kavrulup domates rendesiyle allaştırılır, yanına da bol maydonozlu bir patates salatası yakışırdı. Sonra da "Planets" dinlenerek iki kişilik bir masa da yenirdi, afiyet olsundu, güzel olmuştu, elime sağlıktı, Ezgi bu işi kıvıracak gibiydi. Babam olsa şey derdi: "Bu kadar baharatı bana koysan ben de güzel olurum..." Soya eti ham haliyle pek lastikimsi, tatsız birşey aslında, ancak böyle değerlenir.

Şimdi Harika Avcı'nın filmi var Yeşilçam'da, onu izleyeceğim.

Monday, December 18, 2006

Soya Köftesi @ Vejetaryen Denemeler


İçindekiler

100 gr. Soya Eti
1 lt.su (soya eti için)
1 Orta Boy Soğan
3 Diş Sarımsak
Yarım bayat ekmeğin içi
İstediğiniz kadar maydonoz
Kimyon
Tuz

Sos için

Domates Rendesi
2 diş sarımsak
Zeytinyağı
Zeytinyağı'nın asidini alsın diye bir fiske şeker
Yeterince su

Yapılışı

Bu blogun ilk yazısında yapacağımı söylediğim soya kıymasından köfteyi bu akşamki akşam yemeği olarak düşündüm. Ancak markette soya kıyması bulmadığımdan 200 gr.lık paketler halinde satılan kuşbaşı soya etini tercih ettim. Ufak bir mutfak robotuyla kıyma haline getirebilirim diye düşündüm. Paketin üzerindeki tarife göre 100 gr. soya etine 1 lt. su ilave edip 5 dakika pişirdim, 15 dakika dinlendirdikten sonra süzdüm.Soğuyunca doğrayıcıma 1 orta soğan, 3 diş sarımsak, yeter miktarda maydonoz ve tuzu ekledim, kimyon konusunda elimi korkak alıştırmadım bu sefer. İyice malzemeler kaynaşınca ıslatıp suyunu sıktığıım ekmek içini ekledim. Soya etini birbirinden ayrılmayacak hale gelinceye kadar elimle de yoğurdum. Büyük yuvarlak şekiller verip 14 köfte elde ettim.(küçük yaparsanız 2, hatta obur olmayan 3 kişi doyar bu malzemeyle...) Tavada az yağ ile pişirdim. Tabağa alıp domates sosunu gezdirdim. Yıllarca hep Ayşe Tüter ya da diğer yemekçi teyzeler gibi maydonozla süsleme yapmak istemiştim, ortasına bir de maydonoz dalı oturttum.

Özeleştiri

1. Sosa kekik eklemeyi unuttum. Halbuki pek yakışabilirdi.

2. Soya etini uzun yoğurdum, çünkü yumurta olmadığından zor yapıştı. Vegan değilim ama yumurta tüketimimi azaltmaya çalışıyorum. Kullanmadım. Ekmek içi güzelce topladı ama tavada köftelerimin dağılmaması için çok uğraştım. Veganlar dağılmaması için ne yapıyor, araştırıp deneyeceğim. Bilenler yazarsa sevinirim.

Vejetaryenliğe geçişi düşünenlerin iişini kolaylaştıracak reklam filmleri:

1.Aytaç'ın Beyaz'lı sucuk reklamı- mide bulandırıcı bir ses ve aptal espriler-

2. Maret sosis reklamı-annesini sevdiği için değil, ona sosis yapması için şiir yazan büyümüş küçülmüş çocuklar, aynı reklam çocuk sahibi olmak gönüllü köleliktir alt mesajıyla doğum kontrolü için de kullanılabilir, besle-büyüt, velet sosise şiir yazsın, annesinin yüzüne bakmasın. -

3.McDonalds reklamı. Izgara başındaki stresli yüzler, her dediğinin sonuna "lütfen" eklettiren zorunlu nezaket gösterileri ve bilmemkaç defa yıkanan eller, marullar,patatesler.

Not:Veganlar-hiçbir hayvansal gıda tüketmeyenler- için uygun bir yemektir.